Bahar geldi, zayıflamak ve yaza formda girmek
isteyenlerin telaşı başladı. Kışın rehavetini üzerinden atanlardan bir
bölümü, fazlalıklarından kurtulmak için soluğu spor salonlarında alıyor,
bir bülümü açık hava yürüyüşlerini tercih ediyor. Peki en temel ve en
etkili sporlardan olan yürüyüş hangi ortamda yapılırsa sağlıklı olur?
Ayakları ve dizleri korumak için nasıl zeminde yürümek uygundur?
Yürürken, gezerken, sor yaparken ayaklarımızı nasıl ihmal ediyoruz? Tüm
bunların cevabını Podolife Ayak Sağlığı Merkezi veriyor.
Yürüyüşe başlamadan önce, yapılması gereken en önemli şey nedir?
Hastanın vücut ağırlık endeksinin doğru hesaplanmasını sağlamaktır.
Çünkü kilonuz ve vücudunuzdaki yağın dağılım şekli ne kadar
yürüyebileceğinizin belirlenmesinde ki en önemli etkendir. Doktora
başvurduğunuzda kilonuzla ilgili yapılan testlerin ardından ne kadar
yürümeğe başlayabileceğinizle ilgili gelen bilgiyi alabilirsiniz.
Genellikle zayıflamak için yürüyüşe çıkan kişilerde öncelikli olarak 20
dakikalık yürüyüşlerle işe başlanması tavsiye ediliyor. Daha sonra hasta
kilo verdikçe yağ endeksi normale doğru ilerledikçe ve kas gücü
arttıkça kişilerde 45 dakikaya kadar uzanan çeşitli yürüyüşler
önerilmektedir.
Yürüyüş sırasında en önemli şey nedir?
Yürüyüş yapılırken en önemli şey ayakkabının doğru seçilmesidir.
Ayakkabının doğru seçilmesi için yine gideceğiniz ayak cerrahisi uzmanı
tarafından ayak yapınızın doğru belirlenmesi gerekir.
Herkesin ayak tipi farklı mıdır?
Evet. Sağlıklı yürüyüş için ayak tipinizi bilmeniz gerekir; Normal Ayak – Prone Ayak – Supine Ayak…
PRONE AYAK: içe basmak için kullanılan terimdir.
Prone ayakkabılar genellikle hastaların içe basmasını engellemek üzere
topuk ve kavis bölgelerinde destekli olan ayakkabılardır.
SUPİNE AYAK: Genellikle kavisi yüksek olan ve dışa
basan kişiler için kullanılan ayakkabılardır. Bu ayakkabılarda topuk da
dış tarafta bir destek söz konusudur ki ayak dış tarafa doğru dönmesin
diye. Hasta ideal ayakkabısını seçecek olursa bu ayakkabıyı seçtiği
zaman ayağıyla ilgili çeşitli sorunları yaşaması da imkansız hale gelir.
Hastalarda oluşan tüm sağlık sorunları ayakkabının uygun olarak
seçilmemesiyle başlamaktadır. Aynı şekilde çok uzun zamandır spor
yapmayan bir kişi yürüyüş sporuna başlayacağı zaman kesinlikle germe
egzersizlerini düzgün bir şekilde yapmayı bilmesi gerekir. Aşil germe
egzersizi olarak adlandırılan egzersizlerin koşudan önce düzgün şekilde
yapılması koşu açısından kritik önem taşımaktadır. Hastaların koşu
dışında yaklaşık 7-8 dakikalarını alan bu egzersizleri her koşudan
öncelik olarak yapmaları onlar için önerilmektedir. Aynı şekilde
hastalar da ayak bölgesi dışında mevcut olan; diz ya da omurga
problemleri varsa hastanın ortopedi uzmanıyla görüşerek diz ya da omurga
problemine zarar vermeden hangi yürüyüşleri ne kadar yapabileceği ile
ilgili genel bir bilgi alması gerekir.
İdeal yürüyüş temposu ne olmalı?
Genellikle yürüyüş haftada ilk başlarda 2 defayla başlanmalı maksimum
4 defa yapılmalı. 4 defadan daha fazla yapılması profesyonel seviyeye
giriyor ki, orda destek almak gerekiyor. Gerek ayakkabı açısından
gerekse sportif rehabilitasyon açısından hangi egzersizleri yapacağım,
kilo baremi, diyet, beslenmeyle ilgili kurallar gibi sayabiliriz, ama 4
defaya kadar böyle bir şeye ihtiyaç yok.
Yürüyüş bantları sağlıklı mı?
En ideali sokakta ve yumuşak zeminde yürümek. Çünkü hastaların genel
ortopedik problemlerinin ortaya çıkmasında yürüme bandı tetikleyici.
Sokaktaki yürüyüşümüz esnasında iki ayağımızı birden yere basıyoruz ve
vücut ağırlığımızın iki ayağımıza birden eşit dağıtıyoruz. Ama zemin
kayganlaştığı zaman yani yürüme bandına geçtiğimiz zaman biz vücudumuzun
tek ayağımızla taşır hale geliyoruz. Yani koşar gibi yürüyoruz, bu
sebepten dolayı vücut ağırlığımız tamamen sırasıyla tek tek ayaklara
biniyor. Bu sebepten dolayı da vücutta var olan diz bel ayak problemleri
en zirve seviyeye çıkıyor. Yürüme bantlarında yürünecekse bile 4
km/sn’yi geçmeden 20 dakika kadar, tepe noktası da 45 dakika şeklinde
yürünülmesi önerilmektedir.
Yürüyüş bantları nasıl rahatsızlıklara yol açabilir?
Yürüyüş bandıyla ilgili ortaya çıkan en büyük iki sıkıntı diz kapağı
kemiği ağrısı tetiklenmesi ve ayakta topuk ağrısının oluşmasıdır. Çünkü
bu problemde diz kapağında kıkırdak sorunu olan kişilerde yük; normalde
yürüdüğü zaman aşağı indiği için biz yükten kurtulurken bu hastalarda
yere bastığında yük aynen geriye tekrar bize döner. Bu
nedenleıkırdaktaki problemlerin hepsi tetiklenir. Ayrıca spora
başlamadan önce bu hastaların hepsinin diz üstü egzersizleri yapmaları
gerekiyor, hasta eğer bunu yapmadan çıkacak olursa diz üstü adalesi
yorulduğu için hastanın diz şikayetleri çok ön planda artıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder